Dünya Ekonomik Forumu (WEF) yakın zaman önce sektörler ve bölgeler genelinde binlerce CEO ile görüşmeler yürüttü ve bu CEO’ların katılımıyla çeşitli araştırmalar yaptı. Bu süreçten çıkan sonuç, liderlerin geleceği endişeli iyimserlik ile karşılamak için geçerli nedenlere sahip olduklarını gösterirken, yürütülen bu araştırmalara göre 2025'te CEO gündemini şekillendirecek beş dinamik öne çıkıyor.
2025'te tarifelerle ilgili ne olursa olsun, tedarik zincirlerinin ve üretim maliyetlerinin farklı ticaret senaryoları altında nasıl etkilenebileceğini anlamak için yeteneklere yatırım yapan CEO'ların riskleri proaktif bir şekilde azaltma, daha bilinçli sermaye tahsis kararları alma ve rakiplerinden önce büyüyen fırsatları yakalama olasılıkları daha yüksek görünüyor.
Ankete katılan yöneticilerin yaklaşık yüzde 75'i AI/GenAI'yi (yapay zeka/üretken yapay zeka) bu yıl için en önemli üç stratejik öncelikten biri olarak belirliyor. Ancak yalnızca yüzde 25'i bu yatırımlardan önemli bir değer gördüklerini ifade ediyor.
Deneyimler, başarılı AI dönüşümlerinin, sürece CEO kişisel olarak dahil olduğunda gerçekleştiğini gösteriyor, çünkü yalnızca CEO, şirketin AI gündemini kurumsal gündemle gerçekten uyumlu hale getirebilir. CEO'lar AI dönüşümü çabalarını başarılı kılmak için kültürel ve organizasyonel değişime öncülük edebilirler.
İklim politikası ülkeye özgü olabilir ve hissedarların iklim eylemi üzerindeki baskısı azalıp çoğalabilir, ancak ciddi iklim olayları ve bunların işletmelere, ekonomilere ve toplumlara yüklediği maliyetler sınır tanımıyor.
Dünya Ekonomik Forumu ile yapılan çalışma, iklim değişikliği kontrol altına alınmadığı takdirde, aşırı hava koşullarının şirketler üzerindeki fiziksel risklerinin önümüzdeki yirmi yıl içinde FAVÖK'lerini yüzde 5 ila 25’ini riske atabileceğini tahmin ediyor. Ayrıca şirketlerin fiziksel iklim risklerinin finansal etkisini muhtemelen hafife aldıkları görülüyor. Öte yandan, bazı bölgelerdeki karbon fiyatlandırması ve daha sıkı düzenlemeler varlık değerlerini zorlayabilir ve yüksek emisyonlu sektörlerdeki piyasa konumunu zayıflatabilir.
Ankete katılan yöneticilerin üçte biri, maliyet azaltmayı 2025 için en kritik öncelikleri olarak gösteriyor. Yaklaşık yüzde 40'ı potansiyel piyasa şoklarına hazırlıksız hissediyor; Kuzey Amerikalı ve Avrupalı yöneticiler ise faiz oranlarının, enflasyonun, potansiyel tarife ve düzenleyici değişikliklerin marjları ve karlılığı nasıl etkileyeceği konusunda giderek daha fazla endişeleniyor.
Maliyetleri kontrol etmek gelecekteki rekabet gücü için kritik önem taşıyor. Ankette yöneticilerin yaklaşık yüzde 67'si maliyet tasarruflarının bir kısmını sürekli olarak inovasyon ve büyümeye yatırmaları gerektiğini söylüyor. Yine de şirketler ortalama olarak maliyet tasarrufu hedeflerinin yalnızca yüzde 48'ine ulaşırken, yarısı kalıcı yapısal maliyet kesintileri elde etmeyi başaramıyor.
Sorun genellikle CEO’ların maliyet yönetimi zorluğuna nasıl yaklaştıklarında yatıyor. Parça parça kemer sıkma, anlık büyük tasarruf sağlayabilir, ancak etkilerinin tıpkı şok diyetler gibi geçici olması muhtemel. Buna karşılık CEO'lar, maliyet tasarruflarının büyüme ve inovasyona nerede ve nasıl yeniden yatırılacağına dair net bir bakış açısı belirleyerek, daha kalıcı, sürdürülebilir sonuçlar elde etmek için tüm işletmeyi maliyet verimliliği için harekete geçirebilirler.
Uluslar içinde ve arasında genişleyen siyasi ve sosyal bölünmeler göz önüne alındığında, CEO'ların iş gücünün "Lider Birleştiricisi" olmaları için daha önce hiç bu kadar büyük bir ihtiyaç veya fırsat olmamıştı.
CEO'lar, iş gücünü şirketin amacı etrafında toplayarak ve çalışanların kendilerinden daha büyük bir şeyin parçası olduklarını hissetmelerine yardımcı olarak öne çıkabilirler.
CEO'lar iş yerlerinin dış dünyanın çatışmalarından bir sığınak, başka bir ifadeyle değerlerin korunduğu ve insanların birbirlerini saygıyla dinlediği bir yer olmasını sağladıklarında tam anlamıyla kapsayıcı bir ortam kurar. İş gücünü birleştirmenin şirket performansının temel bir itici gücü olduğu biliniyor. Araştırma da iş yerinde kendilerini dahil hisseden çalışanların motive olma olasılıklarının yüzde 42 daha fazla olduğunu, ayrıca daha düşük tükenmişlik seviyelerine sahip olduklarına dikkat çekiyor.
Bu beş dinamik öne çıkmakla birlikte tüm konuları kapsamıyor; CEO'lar yakın gelecekte ayrıca sektöre ve ülkeye özgü güçlerle başa çıkmak zorunda da kalacak ve bu da şu an halihazırda çok zor olan iş dinamiklerini tartışmasız olarak daha da zorlaştıracak. Ancak liderler gelecekten korkmamalılar. Çünkü ilginç zamanlarda liderlik etmek her şeyden önce bir ayrıcalık; bir şirketi, bir sektörü ve gelecek nesillere bırakacağımız dünyayı şekillendirmek için bir fırsat sunuyor.
Kullandığı ürünler
Diğer haberler